6 ay önce
6 ay önce

Kırlangıç Çığlığı Ahmet Ümit Kitap Özeti

Kırlangıç Çığlığı Kitap Özeti

Kırlangıç Çığlığı  kitabımızın ana fikri  son senelerde kronikleşen mülteci bozukluğu ve toplumda gittikçe çoğalan pedofili vaka husususlarını ele almaktadır. Başkomser Nevzat, hadisenin meydana geldiği olay mahaline gittiğinde, seneler evvelce kendi ufak kızını taciz etmiş bir adamın cesediyle karşılaşır ve bu durum karşısında çok şaşırır. Şaşırtıcı olan yalnızca çocuk tacizcisinin tanıdık olması değil, mevzu bulan olayın gerçekleşme şekli de çok tanıdık bilindik gelmesidir. Birkaç sene evvelce, bir cinayet dizisini çözmeye çalışan bir diğer komserin taktığı adla “Körebe” olarak tanınan seri katil… Körebe geride yakalanmasına yarayacak hiçbir iz yahut emare bırakmadan 12 çocuk tacizcisini öldürür. Vakanın vuku bulduğu  yerde bıraktıklarıyla, bir tür kendisinin imzası yerine geçebilecek ufak ayrıntılara kadar benzerlik gösteren bu cinayet, olay mahalindeki herkeste aynı soruyu uyandırır: Yeniden mi? Körebe mi? Arkasında katiyen iz bırakmıyor ve sıradan bir katil olmadığı herkes doğrulusunda biliniyor.

Nevzat Başkomiser eşini ve kızını bir saldırıda kaybetmiştir ve kızı da zamanında bir taciz vakasıyla karşı karşıya kalmıştır. Bu amaçla husus gerektiğince hassas bir hal almaya başlar.

Körebe kurbanlarını hep çocuk tacizcilerinden seçmektedir. Tacizcileri öldürüp çocuklarla alakalı mekanlara götürür ve yanlarına bir oyuncak bırakır. Cesetler oyun parkları, kreşler, çocuk müzeleri gibi çocuklarla ilgili olan yerlere bırakılır. Körebe kurbanlarının gözlerini kadife bir göz bandı ile bağlar ve hep sağ kulaklarını keser. Adının Körebe olarak kodlanmasının sebebi de budur aslında. Kurbanlarının gözlerini bağlaması… Oldukça net ve ayırt edilebilir bir ritüel bulunduğu amacıyla cinayetler yinedan başladığında herkes Körebe’nin geri döndüğü husussu ile alakalı hem düşünce olmuştur.

Başkomiser Nevzat, hadiseleri akıl ve mantık yolu ile çözmekten yanadır, her ne olursa olsun şiddet kullanılmasına karşıdır. Vakalar karşısında endişe etmeden, meydana gelen cinayetleri en ufak ayrıntısına varana kadar inceleyen, işinde son derece hassas biridir başkomiser Nevzat. Nevzat’ın iki tane de  Ali ve Zeynep adında polis memurları vardır.

Öldürülen cinayet zanlıları pedofili suçlusudur. bu cinayetlerin gizeini çözmek için mücadele ederken ister istemez bir de Suriyeli mülteciler ve yanında organ mafyası problemine bulaşmıştır.

”Çıkar amacıyla her türlü kötülüğü yapmaya yatkın bir ruha sahiptiler, sonra da kendilerini bağışlarlardı. İnsanın en büyük kepazeliği işte bu bağışlama duygusuydu. Kötülüklerin sıksık yine etmesinin sebebi de bu olabilirdi. Kendimizi hoş görmemiz, eninde sonucunda inandırıcı bir gerekçe bulmamız. Olmadı, ben aciz bir kulum, her türlü kötülüğü yapabilir, suçu işleyebilirim, ama yaradanıma sığınır, kendimi bağışlatırım ucuzluğu.”

Kırlangıçların çığlığı, uzun göç yolunda yüzlerce yol arkadaşını kaybeden kırlangıçların yasıdır. Kırlangıçların göçmen kuşlar bulunduğunu, göç esnasında fırtınaya yakalanıp çoğunun öldüğünü, başarı ile göçenlerin ise gittikleri ülkelerde uçarken yolda kaybettikleri arkadaşları anısına acıyla çığlık attıklarını kitap satırlarından öğreniyoruz. Evgenia, vakit vakit evinde ağırladığı mülteci ailenin büyüğü Medeni’den öğrendiği şekliyle sevgilisi Başkomiser Nevzat’a bu çığlıkların anlamını anlatır:

“’Şarkı söylemiyorlar Nevzat.’ Gözleri uçan o güzelim kuşlara takılmıştı, ‘Ölen arkadaşlarının yasını tutuyorlar.’ Başını indirdi, kederle gözlerimde durdu. ‘Sevinç çığlıkları değil bunlar, acı dolu haykırışlar, Biliyorsun kırlangıçlar göçmen kuşlardır. Çok süratli uçarlar. İşte o göç esnasında yüzlerce kırlangıç fırtınaya yakalanıp ölürmüş. Göçü başarı ile tamamlayan kırlangıçlar, geldikleri ülkenin sıcak gökyüzünde uçarken, yollarda kaybettikleri arkadaşlarını hatırlar acıyla, öfkeyle bu tür çığlıklar atarlarmış.’”

Medeni de kendisi dahil Suriyeli mültecilerin halini kırlangıçların bu haline benzetir ama bir farkla:

“Biz de göç esnasında yakınlarımızı kaybettik, ama şu kuşlar kadar bile olamıyoruz. İnsanları rahatsız etmemek amacıyla yasımızı bile tutamıyoruz.”…

Ahmet Ümit Kimdir ?

Yazarımız Ahmet Ümit 1960 senesinde Gaziantep’te doğmuştur. Babası kilim tüccarı, annesi terzi olan Ahmet Ümit’in kendinden büyük 6 kardeşi vardır. Liseyi Gaziantep Atatürk Lisesi’nde okudu. Liseyi Diyarbakır’ın Ergani eyaletinde bitirdi.

1979 senesinde İstanbul’a gelerek Marmara Üniversitesi’nin Kamu Yönetimi alanında okumaya başladı. Üniversite öğrencisi iken 1981 senesinde Vildan Hanım ile tanıştı ve evlendi. 1982’de düzenlenen “Anayasaya Hayır” kampanyasında aktif rol aldı. Türkiye’de askeri rejimin bulunduğu o dönemlerde Ahmet Ümit askeri rejime karşı mücadele eden sol bir örgütün içerisindedir. 82 Anayasası’na karşı duvarlara afişler yapıştırırlar. Ve Ümit’in birkaç dostu yakalanır. O da operasyon ile ilgili bir rapor yazar. İşte o raporla gerçekte ilk öyküsünü yazmıştır. O öykü Prag’da 40 ayrı dilde yayınlanan Barış ve Sosyalizm Problemleri Dergisi’nde yayınlanır. Ve böylelikle Ümit’in ilk öyküsü 40 ayrı dilde yayınlanmış olur. 1983 senesinde Üniversiteden mezun oldu.

1985 senesinde Moskova’ya giderek 1986 senesine kadar Moskova Sosyal Bilimler Akademisi’nde eğitim gördü.Moskova’da iken şiir yazmaya başladı. Daha sonra 1998 senesinde yazdığı “Kar Kokusu” isimli Romanı, bu dönemde yaşandıklarından izler taşımaktadır.
Eserleri:
Sokağın Zulası (1989)
Çıplak Ayaklıydı Gece (1992)
Bir Ses Böler Geceyi (1994)
Masal Masal İçinde (1995)
Sis ve Gece (1996)
Tapınak Fahişeleri Başkomser Nevzat 2 (1997)
Agatha’nın Anahtarı (1999)
Kar Kokusu (1998)
Patasana (2000)
Şeytan Ayrıntıda Gizlidir (2002)
Kukla (2002)
Beyoğlu Rapsodisi (2003)
Aşk Köpekliktir (2004)
Başkomser Nevzat, Çiçekçinin Ölümü (2005)
Kavim (2006)
Ninatta’nın Bileziği (2006)
İnsan Ruhunun Haritası (2007)
Olmayan Ülke (2008)
Bab-ı Esrar (2008)
İstanbul Hatırası (2010)
Başkomser Nevzat 3: Davulcu Davut’u Kim Öldürdü ? (2011)
Sultanı Öldürmek (2012)
Beyoğlu’nun En Güzel Abisi (2013)
Elveda Güzel Vatanım (2015)
Kırlangıç Çığlığı (2018
Aşkımız Eski Bir Roman (2019)

Paylaşın