8 ay önce
8 ay önce

Dede Korkurt Hikayeleri Özeti

Dirse Han Oğlu BoğaçHan

Bayındır Han hükmettiği halka her sene büyük şölen düzenler, tekrar bir sene istikbal konukların üç ayrı çadırda ağırlanmasını emreder. Bunlar Ak, Kızıl ve Kara çadırlardır. Ak çadır oğlan çocuğu olanlara, Kızıl kız çocuğu olanlar amacıyla Kara çadır ise hiç çocuğu olmayanlar amacıyladir. Bayındır Han çocuğu olmayanları, üremeyenleri Tanrı’nın lanetledikleri olarak görür. Dirse Han’ın ise çocuğu yoktur yanındaki 40 adamıyla geldiği zaman bu davranışı hoş karşılamaz ve hanımına hesap sormaya karar sunar. Hanımından hesap sorarken kendini nasihat dinlerken bulur, ama öğüdü de tutar ve büyük yemek düzenler. İnsanlara yardım eder hayır duası alır ve neticesinda sıhhatli bir oğlu olur. Oğlan büyür ve Bayındır Han’ın büyük boğasıyla güreşir, güçlü yumruğuyla boğayı dizginler ve yener. Şan kazanır Dede Korkut’un iltifatlarına nail olur, babası doğrulusunda da ödüllendirilir. Bunu kıskanan babasının 40 adamı fesatlık düşünürler ve babasını Boğaç Han’a karşı doldururlar. Bir av düzenlerler ve o sırada türlü oyunlarla oğlanı babasına vurdururlar. Boğaç Han mucizevi şekilde annesinin sayesinde kurtulur ve babasına eziyet eden, kaçıran 40 adamı yener halkına barış getirir.

Salur Kazan’ın Evinin Yağmalanması

Dede Korkut hikâyeleri arasında yer alan Salur Kazan’ın Evi Yağmalanması, bir şölen esnasında sarhoş olan Salur Kazan ava gitmek istemesiyle başlar. Dayısının karşı çıkmasına karşın, oğlu Uruz’u çadırını koruması amacıyla bırakıp ava gider. Salur Kazan’ın yokluğunu fırsat bilen düşmanları evini basar, ailesinden olmayan Saru Kulmaş isimli şahıs çadırı savunurken, Karaçuk Çoban’ın iki kardeşi de koyunlarını savunurken ölür, karısı Burla, oğlu Uruz ve annesi tutsak edilir. Av esnasında kötü bir düş gören Salur Kazan, kardeşi Kara Göne’ye başvurur, ama Kara Göne karamsar sanrılarıyla Salur Kazan’ın korkusunu arttırır. Salur Kazan avı bırakıp çadırına döner, olanları görür ve ailesini aramaya başlar.
Hikayede Dede Korkut’un başka hikâyelerinde de bulunduğu gibi devresinin göçebe Türk kültürünün öykünün tamamında çok dikkat çekici bulunduğu görülebilir. Hikayenin ilişkilendirilmesi yapısı, barışçı aile kültürü ile harpçı toplumsal eğilimler arasındaki zıtlaşmaları gösterir. Toplum çapında harpçı özelliği ile saygı gören Salur Kazan’ın harpçılığının yansıması olan av merakı ile aile içersinde felakete sebep olması, toplumsal düzeyde kültürle aile düzeyinde kültürün tam manasıyla örtüşmediğini bize göstermektedir.

Kam Büre Bey Oğlu Bamsı Beyrek

Bamsı Beyrek ve Banıçiçek beşik kertmesidir, ama birbirlerini tanımazlar. Ayrı ayrı avlanırlarken karşılaşırlar, aralarında bir anlaşmazlık yüzünden güreşe tutuşurlar, ama ikisi de güçte denk bulunduğu amacıyla birbirlerine avantaj kuramazlar. Bamsı Beyrek kendisini izleyen kırk yiğidin kendisini ayıplamaması amacıyla Banıçiçek’e yumruk atar ve kazanır. Banıçiçek ile Bamsı Beyrek ‘in tutsak düşmesi neticesinde on altı sene ayrı kalırlar. Bu sürede Banıçiçek mecburen evlenmek mecburiyetinde kalır. Düğün günü Bamsı Beyrek gelerek Banıçiçek’i geri alır. Yıllar sonra Aruz, Bamsı Beyrek’i obasına dostça çağırır. Ancak ona pusu kurmuştur ve onu yakalatıp sağ kolunu keser.Bu Hikayede, Türk kültüründe kadınların da erkeklerle eşit görüldüğünü göstermektedir.

Kazan Bey Oğlu Uruz’un Tutsak Olması

Kazan Bey, oğlunun şimdilik bir kan akıtıp, baş kesip isim sahibi olamayışına üzüldüğünü bildirir. Oğlu da babasından nasıl harp edildiğini, kan döküldüğünü kendine öğretmesini ister. Kazan Han bunun üzerine oğlunu ava çıkarır, bu sırada düşman gelir ve Kazan Han harpmaya başlar. Oğluna yalnızca izlemesini söylemesine karşın oğlan babasına fark ettirmeden harpır. Babası, oğlunu bulamaz; evde de göremeyince düşmanla harpılan yere gelir. Oğlunun kılıcını görünce onun tutsak düştüğünü anlar. Düşmanla tek başına harpa giden Kazan Bey, yenilir. Bunun üzerine Hatun kırk kızla ve başka Oğuz beyleriyle kafirleri yener. Oğuzlar yurtlarına dönerler. Yedi gün yedi gece yemek yerler, oynarlar. Dede korkut dua eder ve hikâye biter.

Duha Koca Oğlu Deli Dumrul

Duha Koca Oğlu Deli Dumrul, kısaca Deli Dumrul, Deli Dumrul isminde bir er bulunmaktadır. Deli Dumrul kuru bir çayın üzerine köprü yaptırmıştır. Geçeninden 30 akçe geçmeyeninden döve döve 40 akçe alırdı. Bir gün köprüsünün yayına bir bölük oba yerleşir. Bu obada bir yiğit ölür ve feryatlar üzerine Deli Dumrul atıyla o bölgeye gelir. Feryatların unsurunu sorar bir yiğidin öldüğünü öğrenir. Azrail’e kızar ona alan okur. Onunla dövüşmek amacıyla Tanrı’a yalvarır. Sonra evine döner.
Deli Dumrul bır toy düzenler ve bu toyda Azrail gelir. Deli Dumrul ilk basta direnir, Azrail ise ona bir can bulursa yaşamasına izin vereceğini söyler. Deli Dumrul annesine ve babasına gider ama onlar canlarını vermezler. Can bulamadığı amacıyla karısına gider. Karısı da onsuz bu hayatın hiç bir önemi olmadığını söyler ve kendi canını vermeye razı olur. Deli Dumrul Tanrı’a yalvarır ya ikimizin canını al ya da ikimizi de bağışla diye. Bunun üzerine Tanrı onları bağışlar, 140 sene hayat sunar ve annesinin, babasının canını alması amacıyla Azrail’e buyruk sunar. Deli Dumrul ve eşi 140 sene hayat sürerler.

Kanlı Koca Oğlu Kanturalı

Kanglı Koca’nın bir oğlu bulunmaktadır. İsmi Kan Turalı’dır. Kanglı Koca, oğlunu evlendirmek ister. Oğlu da nasıl bir kız istediğini anlatır. Babası da: “sen kız istemezsin, yiğit istersin.” der. Oğlan kız aramaya gider. Ancak bulamaz. Sonra babası aramaya gider. Trabzon kâfir beyinin kızının tam istedikleri gibi bulunduğunu öğrenir. Ancak bu kızı alabilmek amacıyla besledikleri 3 canavarı öldürmesi gerekliliğini öğrenir. Bu işe girişip de ölenlerin başlarını görür. Geri döner. Oğluna haberi sunar. Oğlu da ölümü göze alarak kızın bulunduğu yere gider. Kâfirler oğlanı görürler. Niye yaklaştığını sorarlar. Oğlan da kızı alabilmek istediğini söyler. Kâfirler oğlanı içeri alırlar. Soyundurup boğayı salarlar. Bu arada kız oğlanı görür ve âşık olur. Oğlan boğayı öldürür. Derisini kâfirin önüne serip kızı ister. Onlar da aslanı öldürdükten sonra kızı alabileceğini söylerler. Aslanı ortaya salarlar. Kan Turalı aslanı da öldürür. Kâfirin önüne serip kızı ister. Onlar da deveyi öldürdükten sonra kızı alabileceğini söylerler. Kan Turalı deveyi de öldürür. Kâfirler kızı sunarler. Kan Turalı Selcen hatunu alıp gider. Bir yere konarlar. Kondukları yer çok güzel bir yerdir. Yerler, içerler. Kan Turalı uyur iken düşmanlar kan Turalı’nın üzerine yürürler. Kız Kan Turalı’yı uyandırır. Selcen hatun düşmanın bir bölümünü bastırır. Kan Turalı’nın annesiyle babası kondukları yere gelirler. Selcen hatun da Kan Turalı’yı aramaya gider. Kan Turalı’nın atının öldürüldüğünü, Kan Turalı’nın atından düştüğünü görür. Selcen hatun yetişir. Bir yerden kan Turalı, bir yerden Selcen hatun düşmanı bastırırlar. Selcen hatun ile Kan Turalı kucaklaşırlar. Atlarına binip babasının yanına varırlar. Yeşil, alaca bir yere çadır dikerler. Düğün yaparlar, muratlarına ererler.

Kazılık Koca Oğlu Yegenek

Kazılık Koca, Bayındır Han’ın veziridir. Akın gerçekleştirme amacıyla istediği izini alır. Düzmüral Kalesini alabilmek ister. Girdiği harpta düşmana tutsak düşer. Kalede on altı sene tutsak kalır. Oğluna babasının öldüğü söylenir. Arkadaşlarıyla sohbet eder iken çıkan tartışmada babasının ölmediğini öğrenir. Bayındır Han’a çıkar. Savaşmak amacıyla izin ve asker ister. Oğuz yiğitleriyle beraber Düzmüral kalesine akın düzenler. Kalenin tekfuru(vali) Arşın Oğlu Direk Tekfur’la Oğuz beyleri tek tek harpır. Hepsi yenilir. Kazılık Koca Oğlu Yeğenek Tekfur’u yener. Tutsak olan Kazılık Koca serbest bırakılır. Baba oğul ama konuşarak birbirini tanımış olurlar. Askerleri ve kaleyi ele geçirirler.

Basat’ın Tepegöz’ü Öldürmesi

Oğuzların üzerine düşman gelir. Aruz Koca da kaçarken oğlu Basat’ı düşürür. Oğlanı bir arslan alıp besler. Çocuk vakitle büyür. Evine çağırırlar, gelir. Ama tekrar aslanın yanına gider. Bu arada bir çoban su kenarında gördüğü güzel peri kızını çok beğenir. Dayanamaz ve onunla beraber olur(peri kızının rızası olmadan). Peri kızı bu birleşmeden bir çocuk dünyaya getirir, ama bu çocuk bir canabulunmaktadır, bir samanlıkta büyür ve gelişir. Büyüdükçe büyür, dev kadar olur. Bu yaratığın kafasında yalnızca bir göz bulunmaktadır ve bu yüzden tepegöz denilmiştir. Bir türlü besleyemezler, ne verseler yer ama doymaz. Dağlara çıkar, harami olur. Her gün onlarca insan yer. Bunun üzerine Dede Korkut’u çağırırlar ve Tepegöz’e haraçta anlaşmak isterler. Tepegöz, her gün beş yüz koyunla, bu koyunu pişirecek aşçıya razı olur. O sırada Basat, ailelerin feryatlarını duyar ve sorar. Öğrenince Tepegöz’le harpmaya gider. Dövüşte Tepegöz’ün gözüne sinirli şişi saplayarak onu öldürür ve halkı tepegözden kurtarır.
Burada çobanın peri kızına verilen zarar neticesi oğuzların başına gelen felaketler, toplumda bayanlara iyi davranılması konusu ile ilgili ders vermektedir.

Begil Oğlu Emren

Oğuzlara her sene altın, gümüş olarak gelen haraç bir sene at-kılıç ve çomak olarak gelir. Oğuz Beyi çok sinirlenir. Ama yanındakiler sinirlenmemesini söyler. ‘Bunları Begil denilen bir yiğit var, ona verelim, bize duacı olsun’ der. Begil çok yetenekli bir avcı ve çok iyi bir yiğittir. Geyikleri ok atmadan yalnızca ipiyle avlar. Kazan Bey “Hüner sende midir atta mıdır?” diye sorunca; “Bendedir.” der. Ancak Kazan buna katılmaz. Buna üzülen Begil hediyeleri geri sunar küser ve oradan ayrılır. Evine döner ve ava çıkar. Avda ayağını kırarak sakatlanır. Önceleri kimseye söylemez ama bu herkese yaseneır. Casus derhal bunu kafire iletir. Kafir ilinde de Begil’in casusu bulunmaktadır ve ‘kafasınızın çaresine bakın’ diye haber gönderir. Kafir Begil’in üzerine ordu gönderirken Begil oğluna şu şekilde der: ‘oğul git de oğuz ilinde Bayındır’ı bul, ondan yardım iste’ Oğlu kabul etmez. ‘ben Tanrı yolunda gururumla harpayım’ der. Begil de zırhını ve silahlarını oğluna giydirir. Kafirlerle harpır. Savaşırken de Tanrı’a yalvarmayı unutmaz. Tanrı ona kırk yiğit kuvveti sunar. Sonunda putperest kafire karşı galip gelir. Kafir allaha inandığını söyler şehadet getirir. Emren ise onu bırakır; diger kafirler kacarlar. Mutluca evine döner. Dede Korkut gelir dualar eder gider.

Uşun Kocaoğlu Seğrek

Uşun Koca’nın iki oğlu bulunmaktadır; büyüğünün adı Eğrek, küçüğünün adı Seğrek’tir. Bir gün Uşun Koca, Bayındır Han’ın sohbetine gelir. Ters Uzamış isimli yiğit, Eğrek’e sitemde bulunur. Divan’a baş kesip kan dökmeden gelmeyeceğini söyler. Eğrek üçyüz mızraklı yiğitlerle akın düzenler. Kara Tekür’ün kalesine kadar, girdiği bütün harpları kazanır. Kara Tekür’ün askerlerinin oyununa gelir. Askerleri öldürülür, kendisi tutsak düşer. Küçük kardeşi Seğrek büyür. Abisinin düşman elinde tutsak bulunduğunu öğrenir. Onu kurtarmak amacıyla tek başına Kara Tekür’ün üzerine gitmek ister. Annesi de babası da karşı çıkar. Kara Tekür’le harpmaya gider. Onun askerlerini yener. İki kardeşi birbirine kırdırmak isteyen düşmanın hazırladığı tuzağa düşmezler. İki kardeş Oğuz iline dönerler. Daha sonra mutlu mesut bir şekilde yaşarlar. İkisi de evlenirler.

İç Oğuz’a Dış Oğuz Asi Olup Beyreğin Öldürmesi

Kazan üç senede bir Dış Oğuz’la İç Oğuz beylerini toplardı. Kendi evinin yağmalanmasını isterdi. Son yağmalamada Dış Oğuz Beyleri yoktu. Bu olaydan sonra Dış Oğuz Beyleri Kazan’dan uzak durmaya başladılar. Kazan, Dış Oğuz’a Kıllı Baş isminde bir adamını gönderdi. Kıllı Baş Dış Oğuz Beylerinden Aruz’un evine gider. Kazan’ın darda kaldığını, kendilerinden yardım istediğini söyler. Aruz kabul etmez. Kıllı Baş ise yalnızca Aruz’un düşman olup olmadığını öğrenmek amacıyla yaklaştığını ifade ederek yanından ayrılır. Aruz, Dış Oğuz Beylerini yanına çağırır. Kazan’a düşman olduklarını söyler. Onların desteğini alır. Barışı sağlamak istediklerini ifade ederek Beyrek’i yanlarına çağırırlar. Ama onun da Kazan’a düşman olmasını isterler. Beyrek kabul etmez. Ve Beyrek’i öldürür. Bunun üzerine Kazan, akın düzenler. İkisi harp alanında harpırken Aruz yaralanır. Kardeşi gelir Aruz’un kafasını keser. İç Oğuz’la Dış Oğuz’un kavgası biter.

Paylaşın