8 ay önce
8 ay önce

Biz İnsanlar Kitap Özeti

Peyami Safa Biz İnsanlar Kitap Özeti

Kurtuluş Savaşı vaktinde varlıklı halktan bazıları kendi çıkarları amacıyla işgalci devletler ile yankınlaşma içerisine girer.orhan o dönemde yatılı okulda öğretmenlik yapmaktadır.talebelerinden tahsin, sınıf dostu Cemil’in kaşını taş atarak patlatır.orhan,cemil’in tedavisini yaptırıp annesinin yanına götürür.Tahsin’in Cemil’e taş atmasının sebebi ‘eşşek türk’ diye hitap etmesidir. Orhan köşkte Cemil’in ablası vedıa’yı görür.ilk bakışta birşey yok zanneder ancak aşık olmuştur.orhan tahsin olayından sonra okuldan istifa eder.zira Orhan’a göre Cemil’in bilmeyerek bütün türk halkına hakaret ettiğini düşünür.artık orhan’ı açlık ve yoksulluğun hüküm sürdüğü günler beklemektedir. Kar fırtınasının bulunduğu bir akşam Orhan yatağında soğuktan yatamaz.en yakın caddeye çıkıp son parasıyla sıcak bir çay içmek ister.gittiğinde kahvehane kapalıdır ve bulunduğu yere düşer. Kahvecinin erken gelmesi ile yaşamı kurtulur ve öğretmenken en iyi anlaştığı necati’nin evine gider.Necat’i Orhan’a bir dostunın çevirmen aradığını söyler.artık Orhan’ında parası vardır. eski anılar canlanır ve vedia yine aklına gelir.onu unutamaz ama vedia ile evlanmek isteyen çoğu şahıs vardır.bunlardan subay olan Ahmet’i gördüğünde başına gelecekleri anlar ama aşkı daha üstün gelir.ve olacakları umursamaz. tahsin’in babası bu arada hapishanamacıyla çıkar.hapishaneye girmesinin sebebi vedia’nın annesidir. vedia herkese aşıktır ve bu orhan’ı korkutur.vedıa ile bir an evvelce evlenmek ister.vedia buna yanaşmamaktadır.vedia’nın annesi köylüler doğrulusunda sevilmez zira evine fransız bayrağı asmıştır.Ahmet vedia’dan uzaklaşmak amacıyla cepheye gider ve orada ölür.orhan vedia ile buluşacağı bir gün vedia’nın hastahanede bulunduğunu öğrenir ve koşarak hastahabeye gider.vedia şuursuzca yatmaktadır.orhan günlerce hastahanede onun yanısıra kalır.çok halsiz düşmüştür.doktorların bütün ısrarlarına karşın dinlenmeyi kabul etmez.vedia eskisinden iyidir ama hala şuuru yerine gelmemiştir.içerini havasından sıkılan orhan dışarıya çıkmak amacıyla ayğa kalkar ama sendeler.çok bunalır.ayağa kalkmak amacıyla yine hareket eder.duvarlardan tutunarak koridoro çıkar.ama gözleri hiçbir şey görmez.merdivenlerden inerken dengesini kaybeder ve düşünmek istemediğini ölümü vedia’nın aşkından olur.vedia ertesi sabah iyileşir ama Ahmet’in ölümüüne namacıyla bulunduğu gibi Orhan’ıda bilinmezliklerin amacıylae atarak ölümüne namacıyla olur.ama vedia hala yaşamaktadır

 

Peyami Safa Kimdir ?

Şair İsmail Safa’nın oğlu olan Peyami Safa 2 Nisan 1899 senesinde İstanbul’da dünyaya gelmiştir. Peyami Safa 13 yaşında yaşama atılmış ve memur olarak Posta Telgraf Nezaretinde ufak yaşta memur olarak çalışmaya başlamıştır.1914-1918 seneları arasında öğretmenlik, 1918-1916 seneları arasında gazetecilik yapan yazar, amcaları Ahmed Vefa ve Ali Kami’nin yönlendirmesi ile edebiyata başlayarak hayatını yazıları ile kazanmaya başlamıştır.

Kendi çabası ile Fransızcasını ilerleten Peyami Safa ardından öğretmenlik yapmaya başladı. 1918’de ağabeyi ile birlikte 20.Asır isimli akşam gazetesinde Asrın Hikayeleri isimli öyküler ile gazeteciliğe atıldı. Fıkralarının yanı sıra Son Telgraf, Cumhuriyet Son Havadis ve Tasvir-i Efkar gazetelerinde Romanlar da yayınlamıştır.

Para kazanma kaygısından ötürü Bedii takma adı ile Cingöz Recai isimli polisiye Roman dizisi yazmıştır. 1961 senesinde çok sevdiği oğlu Merve’nin Erzurum’da yedek subaylık yapar iken ölüm haberini alan Safa büyük sarsıntı neticesi 15 Haziran 1961 senesinde İstanbul’da beyin kanaması geçirerek hayatını kaybetmiştir.

Peyami Safa tercüme ve hikayeleri ile basına girmiş ancak hikayelerde gerçek bir başarıya ulaşamamıştır. Roman yazmak konusu ile ilgili kendini geliştirerek Türk Romanının başta gelen adları arasına girmeyi başarmıştır. Peyami Safa aynı vakitte günlük gazetelerde kaliteli ve seçkin fıkralar yazmıştır.

Son senelarına doğru kültür ve sanatımıza yaptığı en mühim hizmetler Türk Düşüncesi ve Kültür Haftası isimli dergilerde yazdığı yazıları olmuştur. Tasvîr-i Efkâr, Cumhuriyet, Milliyet, Tercüman, Son Havadis gazetelerine de yazılar yazmıştır.
İki türlü Romancılık yapan Peyami Safa ilk Roman türü halk yığınları amacıyla yazdığı Romanlardır ve bunlarda en ufak bir sanat kaygısı ve iddiasına yer vermemiştir. Sanat, edebiyat, felsefe, psikoloji, sosyoloji gibi farklı alanlarda yazdığı yazılarla çok yönlü bir yazar olmuştur. Kırk üç sene vakitsince hiç durmadan yazmış ve ilk devresinde farklı ilgi alanları içersinde sol eğilimli siyasal akımlara ilgi göstermiştir.

Ölümünden bir vakit evvelce metapsişik konulara yönelen yazar, 1949 senesinde yayınlanan son eserlerinden “Matmazel Noraliya’nın Koltuğu”nda da tıp öğrenimi yapar iken bunalıma girerek felsefeye yönelen ve neticede mistik dünya görüşünde karar kılan bir gencin hikayesini anlatmıştır.

Para kazanmak amacıyla kaleme aldığı Romanlarda dil ve anlatım, baştan savmalık, açık saçıklık dahi göze çarpmaktadır. Bu hali eskiden hesapladığı amacıyla, eserlerinde ismini vermek yerine Server Bedi takma adı ile yetinmiş ve çok sayıda Roman kaleme almıştır.

Dokuzuncu Hariciye Koğuşu, Matmazel Noraliya’nın Koltuğu ve Yalnızız gibi psikolojik türdeki eserleriyle Cumhuriyet devresi Türk edebiyatında ön plana çıkmıştır.

Kendini Türk edebiyatına mal eden Romanlarında ise ciddi bir özen ve ağırbaşlılık yer almaktadır. Türkçenin üslup ustaları arasında hak ettiği yeri almıştır.

Yazdığı Romanları yalnızca vakit geçirmek ve okuma aracı olmaktan çıkartıp düşünme ve kendisine gelme aracı olmasını amaçlamıştır. İnsanın iç ve dış dünyasını tarif etmeye çalışan Peyami Safa son Romanlarında metafizik konularda durma eğilimi göstermiştir.

Kitapları

Gençliğimiz, Şimşek , Sözde Kızlar,Mahşer,Bir Akşamdı, Süngülerin Gölgesinde,Bir Genç Kız Kalbinin Cürmü, Canan,Dokuzuncu Hariciye Koğuşu,Fatih-Harbiye,Atilla,Bir Tereddüdün Romanı,Matmazel Noralya’nın Koltuğu,Yalnızız ,Biz İnsanlar  isimli kitapları yer almaktadır.

Paylaşın